soru cevap 2

8 /
alive
Alfa isem yönetmeliyim. İçinde bulunduğum; hissiyatlar ile hareket edip fevri davranışlarda bulunan insanları. Adalet ile hükmetmeliyim, elimden geldiği kadarı ile. Gerektiğinde tatlı dil, gerektiğinde zor kullanarak. Ancak akıl olmadığı için senin yönetimini de beğenmeyip kötek olmaya çalışanları yönetmeli miyim gerçekten.
Bu iyiliğe ihtiyaçları varmı?
Bu hayatı böylesine umursamazca yaşamak onların seçimi değil midir?
Sadık olduğum şey onurum, onlar değil; ama iyiye gitmeye müsade etmiyorlar. Doğruyu kabul edebilecek kadar cesur değiller. Hiçbirşey yapmamalarını rica ettiğimde ise engelle karşılaşıyorum. Onlar aldatmaca da uzman olduklarını da düşünüyorlar kimi konularda; beni manipule edebilecekleri zannediyorlar amk. Ben bunca ihanet ve düşüncesizliklerine ramen onlar için iyiyi kollarken.
Aslında yüce rabbim gereken bilgileri olaylar ile anlatmış. Ancak dinlemediğim için bende akıl yolunu terketmiş sayılıyorum.
Mücadelemi sürdüreceğim elbette, sonuna kadar.
Ancak elimdeki yeteneklerimi, zekamı da güçlendirmem gerekiyor, vücudumu da elbet. Ama bu işler konusunda ise pek üşengeç kalıyorum.
Yani anlayacağınız değerli dostlarım
x=kitle
y=alfa veyahut alfalar;
x.y=0
blacktyler7
Kendine adaletsiz, dengesiz davranan birinin başkasının iyiliğini düşünmesi kadar naif bir olay yok hayatta.
Padişah mısın aq sen zor kullanarak ne hükmedecen?
Kendine sormuşsun ne güzel, kimseyi yönetmeyeceksin.
Senin, senden başka düşmanın yok. Bu düşünme tarzını saf ve iyilik olarak görebilirsin, öyle değil bilgin olsun.
Ustayı dinlemeyi başaramıyorken, rabbinin anlattığını ne kadar doğru yorumlayabilirsin senin tercihin.
Ayrıca iyiliği kollamamızın tek nedeni, iyiliğin kendisi olmadıktan sonra feryat etmek kaçınılmaz olur.
Bu yolda böyle şeyler olamaz.
İyilik kollanmaya ihtiyacı olmayan, görenlerin yapmayı tercih ettiği bir durum.
Bir alfayı, kitlenin durduracağına inanıyorsan, ustanın kitleden izole bu keşifleri yaptığına inanıyorsun demektir. Sen alfayı doğru anladığına emin misin?
blacktyler7
bir alfanın sadık kalacağı tek şey gerçeklerdir.
gerçeklerle bütünleşmediğin sürece kendine sadık kalmanın önemi yoktur. Kendine sadık kalmana gerek de kalmaz.
blacktyler7
kitle, iş yerinizde ki veya zorunlu ortamlarda bir arada olduğunuz tipleri mi kapsıyor? Elbette hayır.
Bunların sizin üzerinizde etkisi varken, doğruluğun nasıl meydana geleceğini zan ediyorsunuz.
hak eden hak ettiğini alır.
Bir kişi tarafından alfana zarar veriliyorsa, sen zaten alfa değilsin. öyle olduğunu sanmakta bana uygun değil.

Şimdi neden yanlış yolda olanların iblisle bağdaştırıldığı belli. Hakikat ancak yanlış anlamalardan, zanlardan sıyrıldığında ortaya çıkar.
İblis, yanlış anlamanın ve kibrin sonucudur.
kibir yanlış anlamalardan, zan'dan beslenir.
blacktyler7
iblis yanlış anlamakla kalmayıp, kibirle yoluna devam eder. Çok tanıdık değil mi?
Bilmediğimiz, görmediğimiz şeylerin bizi yanlış gösterme ihtimali bu yüzden en aza indirilip yapılabiliyorsa yok edilir. Ve bu sadece bu yönüyle değil, merakı da tetikler. Ve merak, ne kadar kötüyüm veya iyiyim diye mi olur yoksa hakikat nedir diye mi bilemem.
Bana göre hakikat nedir, doğru zihnin işleyişi senin ve benim ne olduğumuzdan daha önemlidir.
Bunlar benim fikirlerim, onaylanmış değilim. sarılınacak tek şey gerçektir.
Bunu kendime ve bu yazdıklarıma güvenmediğim için değil, henüz kardeşlerimle beraber olmadığım için açık pencere bırakıyorum. Kardeşlik olmadan, tamamlanma olmaz. neyse babuş
blacktyler7
Buraya yazmak yoğun çaba değildir.
Burası bir sonuçtur.
Çaba ise aynı iblisin o duruma düşmeden önce ki zanları gibi bağlayıcıdır. Bunu daha iyi anladım.
Aslında çaba, bunlari düşünmek midir?
Bana göre asıl çaba, doğrudan uzaklaşmak için yaptıklarındır. O ters yöne çabanı yok et, hakikat işlesin. Olayın özü budur.
blacktyler7
sizi bu yoldan koyan tüm şikayetleri kağıda yazın, bunlar yok olduğunda hakikatin işlemediği bir kişi olamaz.
oluyorsa zaten problem başka yerdedir yada yüzünü hakikate ya tam dönemedin yada beklemen lazım.
Yani çaba dediğin sey, yükleri atmak içindir.
Gerisi önemsiz.

"Çaba yükleri atmaksa, yolda zaten yüklerden sonra çıkan açıklıktır"

Başlık, yükleri atmanı söyledi. Dişiler, insanlar, kendin hakkında ki gereksiz olayları bitir ve gerekli olan budur dediğinde olay her neyse, muhtemelen dinde de aynı durum işleyecek gibi bakalım.
Araf 157'yi de bırakayım bakarsınız.
blacktyler7
kardeşlik doğru bir zihinde ki gereksiz kısımları hoş görür mü yoksa gereksiz kısımları olan bir zihnin doğruluğu muamma olur mu demek lazım bilmiyorum bakariz yazarsanız.
blacktyler7
Sorularına senden başkası cevap verebiliyor olsa bile bu o cevabın senin içinde olduğunu ve kendi başına bulabileceğini yok etmiyor. en azından bir yere kadar.
Önemli olan, sınıra dayanmak.
blacktyler7
Sınıra geldiğinde öğreneceğin iki şey vardır.
Ya geri dönmen gerektiği yada artık onu sen öğren ben daha varmadım babuş
blacktyler7
Önemli olan tek şey, akıl ve kalp dediğin olayın ne kadar akıl ve kalp olduğudur.
Gerisi zaten geliyor bunu biliyorum.
blacktyler7
komik olan birimiz insanların kendisini engellediğini düşünürken, diğeri insanların hatırlatıcı görevinin bile oldugunu söyleyip, yol için ilerleme görüyor.
insanlara sabır, hoşgörü ile kendisine zarar veremeyeceğini bilip devam ederken diğeri zararın dışardanda geldiğini söylüyor.
Yönetmekten kaçıp, tek olmayı sükunet ve huzur gören biriyle bunların negatif duygular yarattığı birini görüyoruz.
diğer komik olan kısım, bir kadında sevgi ve huzuru, hatırlatıcı yönü ve sakinliği bulan birinin, kadınların fahişe olduğunu duymasi sjsjsjsjs.

Bu kıyas hak edene hak ettiğini verir. kimin neyi hak ettiğini doğru yer bırakmak iyidir ama fikrimi değiştirmez. fikir ancak hakikatle değişir. İçinde olduğunu düşündüğün gölgelere bırakılmaz bana göre. Belki gölgeler ışığın kendisine götürür.
blacktyler7
Yönetmekten kaçılmaz. Öyle bir şey yok.
İnsanın içinde olmayan bir şeye yönlendiremezsin.
Ayrıca bir ortamda insanların hali, tavrına, dişilerin sana olan bakışlarına niye karışmayı isteyelim?
anlayan anlar anlamayanla işin olmamalı bence.
zaten sohbet edecek, takılacak birine ihtiyacımız yok.
ne biliyim çok enteresan.
Samimiyeti oluşturan konuşmalar değildir.
Varlığını sağlayan her şey senin yerine bu samimiyeti kurar. En azından şimdilik görmesek bile kardeşlikte olay böyle işler.
blacktyler7
Tasavvuf buna makam demiştir.
İçinde makam yoksa, hal her zaman geçicidir.
Sen hal'i sağlayabilirsin ama olay makamda döner.

Makam istikrar ile gelirken, hal böyle değildir
blacktyler7
Yani sen hal kısmında dişileri, insanları, kendini etkilemekte özgürsün ve genelde önemli olduğunu düşünürsün. Değerli anlardır hal ehli için.
Makamda ise bunların hiç bir önemi kalmaz.
demir paslanır, makamın paslanacak bir durumu yok.
Bu yüzden gerçekler tamamiyle içine işlediğinde önemli olan tek şey kalır.
Gerisi ise zaten bildiğin şeyler.
O yüzden bazı insanlar bunu detaylıca analiz ediyor.
Hacıtyler da demişti herhalde bu analiz edin, daha iyi anlayıp yerleşime izin verin diye bakarsınız ihtiyac varsa
blacktyler7
Hal ile makamın farkını Altın dişiler biliyor ve normal bir dişiden daha iyi anlıyorlar.
Fakat direkt teşhis koyacak kadar değil.
Bence var ya, teşhis koyduracak kadar makamın varsa olay biter babuş .d
En güzeli bu, bir dişiyle cok hızlı yakınlaşman, dişinin neden ben soruları, hızlı giden ama yavaş gitmesini de çekince ve korkularından istiyor olmaları bundan.
En güzeli teşhis koyacak kadar bir altın dişiyle olman. Her Altın dişi değil, sana ait olanla. bunu aşırı merak ediyorum. Müthiş bir şey. Öğrenmiş bile olabilirim, bakacaz.
8 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol