zaten ben buraya ait olmayayım bi zahmet artık . 20 dakika da gülmen tutmuştur, 40'ar dakika cevap yazıyorsun e ne güzel bak buraya da aitmişsin sen. sarma diyon he?
demek ki mesajlarını silmediğin zaman böyle oluyormuş. sen kimsin abicim sana saracağım? kendine gel.
40 dakika daha oldu ve okumadın he?
sen bana tavsiye verecek kişi değilsin maalesef. laf salatası tabirini de açtırtma bana :d
bence bir 40 dakika daha yemeden de doğru dürüst bir şeyler yazabilirsin. kolay gelsin.
sen bana tavsiye verecek kişi değilsin maalesef. laf salatası tabirini de açtırtma bana :d
bence bir 40 dakika daha yemeden de doğru dürüst bir şeyler yazabilirsin. kolay gelsin.
bak 40 dakika oldu, biraz daha uygun şeyler yazabilirdin.
ben seni yüz, yüz elli yıl öncesine alayım:
"Freud a göre ego ne demek?
Ego (Benlik)
Kişinin dış dünya ile uyum içerisinde yaşamasını sağlayan zihinsel işlevler bütünü olarak karşımıza çıkar. Kişiliğin gerçekle ilgilenen kısmını içerir. Freud'a göre ego, id'den gelişir ve id'in dürtülerini gerçek dünyada kabul edilir şekilde ifade eder"
bir beta böyle yapardı he? bak sen şu alfacığa ya. birde sikinde olsaydı da gelişi güzel yazmak yerine kullandığın kelimelerin anlamlarını bilip biraz daha doğru şeyler karalasaydın şuraya.
ya uzatmak falan, yolun sonu bunları bırak sen anlamsız duruyor.
bu arada tcma'ya göre de beta dediğimiz kişinin temel özellikleri arasında doğruyu red etmek, çarpıtmak, karşındakine saf bir şekilde iyi niyetle yaklaşmayıp anlamamak falan var.
bir şeyin asırlar öncesinde olması da onun yanlış olduğunu göstermiyor ki. biraz tarih falan oku sen bence.
ben seni yüz, yüz elli yıl öncesine alayım:
"Freud a göre ego ne demek?
Ego (Benlik)
Kişinin dış dünya ile uyum içerisinde yaşamasını sağlayan zihinsel işlevler bütünü olarak karşımıza çıkar. Kişiliğin gerçekle ilgilenen kısmını içerir. Freud'a göre ego, id'den gelişir ve id'in dürtülerini gerçek dünyada kabul edilir şekilde ifade eder"
bir beta böyle yapardı he? bak sen şu alfacığa ya. birde sikinde olsaydı da gelişi güzel yazmak yerine kullandığın kelimelerin anlamlarını bilip biraz daha doğru şeyler karalasaydın şuraya.
ya uzatmak falan, yolun sonu bunları bırak sen anlamsız duruyor.
bu arada tcma'ya göre de beta dediğimiz kişinin temel özellikleri arasında doğruyu red etmek, çarpıtmak, karşındakine saf bir şekilde iyi niyetle yaklaşmayıp anlamamak falan var.
bir şeyin asırlar öncesinde olması da onun yanlış olduğunu göstermiyor ki. biraz tarih falan oku sen bence.
latince ve eski yunancada ego "ben" demektir.
egonun nirvanası kardeşliktir zaten. öyle yok olmuyor maalesef.
hayatta da en iyisi olmak ile iyi olmak arasında fark vardır. hatta en iyisi olup iyi bile olabiliyorsun.
fransızca "egoisme" bencillik kelimesinden alıntılamakta tabii var. ki sen kullandığın kelimenin anlamını bilmiyorsun ve bencillik de kardeşlikte vardır. fakat bu bencillik ve ben olmak da kötü bir şey değildir.
ki bencillik ise dışardan öyle görünen fakat kişinin kendisini korumak adına yaptığı bir şeyin dışardan yorumudur en ucuz şekliyle. insana göre de değişir uzun hikaye bakarsın kendin. "kardeşlikte fazlalık yoktur" daha uygun.
çünkü yeterli oldukları için bir aradalar zaten.
egonun nirvanası kardeşliktir zaten. öyle yok olmuyor maalesef.
hayatta da en iyisi olmak ile iyi olmak arasında fark vardır. hatta en iyisi olup iyi bile olabiliyorsun.
fransızca "egoisme" bencillik kelimesinden alıntılamakta tabii var. ki sen kullandığın kelimenin anlamını bilmiyorsun ve bencillik de kardeşlikte vardır. fakat bu bencillik ve ben olmak da kötü bir şey değildir.
ki bencillik ise dışardan öyle görünen fakat kişinin kendisini korumak adına yaptığı bir şeyin dışardan yorumudur en ucuz şekliyle. insana göre de değişir uzun hikaye bakarsın kendin. "kardeşlikte fazlalık yoktur" daha uygun.
çünkü yeterli oldukları için bir aradalar zaten.
@yesirawt bu soruyu sorma sebebin bence mesleki olarak ne yapmak istediğinle bağlantılı.
belikebond'a göre doğru olanı yap, bence de öyle.
fakat zor ve kolaylık bakımından ise doğruluk değişir.
eğer zor olduğu için bir şey yanlışsa ki bu da olabilir ama, bence yanlış olma ihtimali daha yüksek bakış açının.
kolay olduğu içinde uygun diyemeyiz bu yüzden.
senin olduğun evden çıkıp, kendi hayatını kurman ve bu hayatı zaman ve maddi olarak kendine uygun hale getirmen gerekiyor. yarın da yapacak halin yok bu dediklerimi. zaman zaten akıyor.
fakat nereye doğru akacak senin belirlediğin bir şey.
belikebond'a göre doğru olanı yap, bence de öyle.
fakat zor ve kolaylık bakımından ise doğruluk değişir.
eğer zor olduğu için bir şey yanlışsa ki bu da olabilir ama, bence yanlış olma ihtimali daha yüksek bakış açının.
kolay olduğu içinde uygun diyemeyiz bu yüzden.
senin olduğun evden çıkıp, kendi hayatını kurman ve bu hayatı zaman ve maddi olarak kendine uygun hale getirmen gerekiyor. yarın da yapacak halin yok bu dediklerimi. zaman zaten akıyor.
fakat nereye doğru akacak senin belirlediğin bir şey.
mesleğim çok belli değil mi? meslek kelimesinin etimolojik anlamı "tutulan yol, fikir akımı, rota" falan demek.
e rota da belli zaten ki o yüzden beni tanıyorsun. bunun dışında ki "meslek" ise önemli değil asıl hayat yoluna göre.
he dünyayı değiştirecek kapasiten vardır bunu da kendi yönelimlerin belli eder bir şekilde işin sonunda çokta önemli değil yani bence.
bu arada bir kişinin neden kaybettiğini bilmek, seni kazananlardan olmaya götürüyor mu daha önemli.
yani eğer gördüklerinden ders aldın ve onlardan değilsen artık mutlaka başkalarından oluyorsun ve o başkasının neden kaybettiğini bulamıyorsan bir önemi kalıyor mu? bence kalmıyor.
çünkü halen daha bir kaybedensin.
özel olmamak tabii ki bir şeyleri kaybettiğini göstermeyebilir ki bu da kime göre?
çünkü özel olan birine göre o kadar çok şey kaybettin ki, hatta bu okuduğun öğretinin yazarı,
günlüğüne yazdıklarıyla alfasını bulan ve inanılmaz işler yapan biri olmayı kaybettin mesela.
kardeşliğin daimi lideri olabilirdin, senin yazdıklarına ve yaptıklarına 500 sayfalık bir şey yazabilirdik misalen ama özel olmadığın için bunları kaybettin işte. bu işe uygun donanımlı değildin belli ki.
sana uygun olan şeyleri kazanmak içinde özel değil de, biraz yardıma ihtiyacın var.
ya zaten kaybedenleri gördüğün içinde bir şey değişmiyor genellikle emin olmaya gerek yok o yüzden.
e rota da belli zaten ki o yüzden beni tanıyorsun. bunun dışında ki "meslek" ise önemli değil asıl hayat yoluna göre.
he dünyayı değiştirecek kapasiten vardır bunu da kendi yönelimlerin belli eder bir şekilde işin sonunda çokta önemli değil yani bence.
bu arada bir kişinin neden kaybettiğini bilmek, seni kazananlardan olmaya götürüyor mu daha önemli.
yani eğer gördüklerinden ders aldın ve onlardan değilsen artık mutlaka başkalarından oluyorsun ve o başkasının neden kaybettiğini bulamıyorsan bir önemi kalıyor mu? bence kalmıyor.
çünkü halen daha bir kaybedensin.
özel olmamak tabii ki bir şeyleri kaybettiğini göstermeyebilir ki bu da kime göre?
çünkü özel olan birine göre o kadar çok şey kaybettin ki, hatta bu okuduğun öğretinin yazarı,
günlüğüne yazdıklarıyla alfasını bulan ve inanılmaz işler yapan biri olmayı kaybettin mesela.
kardeşliğin daimi lideri olabilirdin, senin yazdıklarına ve yaptıklarına 500 sayfalık bir şey yazabilirdik misalen ama özel olmadığın için bunları kaybettin işte. bu işe uygun donanımlı değildin belli ki.
sana uygun olan şeyleri kazanmak içinde özel değil de, biraz yardıma ihtiyacın var.
ya zaten kaybedenleri gördüğün içinde bir şey değişmiyor genellikle emin olmaya gerek yok o yüzden.
bak bir dişiyle değil de, yüzü saçı boyu dışında kafanda bir dişi canlandırıp onunla bir şeyler hayal etmen, bu ettiklerinin sana verdiği hissiyat ile diğer dişilerle de konuşmanda sorun yok bence.
umursamadan da yap bunu. sonra ortaya "ebru" gibi bir olay çıkar.
karşılaştığın dişiler hayal ettiğin gibi çıkar. geçen bir dişiyle karşılaştım.
dişi bana "ben bunu hayal ettim. ama sokakta değil okuldaydı falan" demişti.
haklıydı okulda hayal etmekten çünkü kaç saat okulda kalıyor. çokta gerçekçi olmasın yani.
olay zaten orada. sen senaryoyu çok aşırıya kaçmadan ayarlıyorsun ve sonra umursamıyorsun oldu mu olmadı mı diye.
o oluyor bir süre sonra. o gün geldiğinde "lan bir dakika ben böyle hayal etmiştim bak geldi başıma" diyorsun.
bu arada sinsice değil "yemleyip sindirmek" bence.
sonuçta bir savaşta olsaydık ve öncü olarak küçük bir grup gönderip, sonra üstümüze çektikten sonra saldırıp kazansaydık bu sinsisilik bizi hayatta tutardı.
bunu da çağrı bey yada tuğrul bey yapmıştı bizans ordularına karşı.
yada sultan selim memlüklülerle savaşırken arkadan dolanmıştı.
veya normal karşı karşıya çarpışırken ordularını memlüklerin olduğu tarafa geçirip, memlüklülerin sırtını sultanın yanında konuşlanan topçu birliğine döndürmesini sağlayıp, yine savaş kazanmıştı.
fakat bu kadar elzem bir durum göremiyorum "betayı sindirmek için yemle" falan.
zaten daha başka kafada olduğun için böyle şeyler "oynaman gereken bir oyun" oluyor.
sende bu oyundan zaman zaman keyif alsan bile genellikle girmekten kaçıyorsun bir süre sonra.
"ya araba satmak zorundasınız, e bu araba da ferrari olum işte asadasdfa" hacıtyler.
bana bu zamana kadar bu kaçış bir zarar vermedi. benim düşüncelerim bunlar ya.
seninki de doğru olabilir. zaten sana uygun olanı yaptığın için sorun yok.
umursamadan da yap bunu. sonra ortaya "ebru" gibi bir olay çıkar.
karşılaştığın dişiler hayal ettiğin gibi çıkar. geçen bir dişiyle karşılaştım.
dişi bana "ben bunu hayal ettim. ama sokakta değil okuldaydı falan" demişti.
haklıydı okulda hayal etmekten çünkü kaç saat okulda kalıyor. çokta gerçekçi olmasın yani.
olay zaten orada. sen senaryoyu çok aşırıya kaçmadan ayarlıyorsun ve sonra umursamıyorsun oldu mu olmadı mı diye.
o oluyor bir süre sonra. o gün geldiğinde "lan bir dakika ben böyle hayal etmiştim bak geldi başıma" diyorsun.
bu arada sinsice değil "yemleyip sindirmek" bence.
sonuçta bir savaşta olsaydık ve öncü olarak küçük bir grup gönderip, sonra üstümüze çektikten sonra saldırıp kazansaydık bu sinsisilik bizi hayatta tutardı.
bunu da çağrı bey yada tuğrul bey yapmıştı bizans ordularına karşı.
yada sultan selim memlüklülerle savaşırken arkadan dolanmıştı.
veya normal karşı karşıya çarpışırken ordularını memlüklerin olduğu tarafa geçirip, memlüklülerin sırtını sultanın yanında konuşlanan topçu birliğine döndürmesini sağlayıp, yine savaş kazanmıştı.
fakat bu kadar elzem bir durum göremiyorum "betayı sindirmek için yemle" falan.
zaten daha başka kafada olduğun için böyle şeyler "oynaman gereken bir oyun" oluyor.
sende bu oyundan zaman zaman keyif alsan bile genellikle girmekten kaçıyorsun bir süre sonra.
"ya araba satmak zorundasınız, e bu araba da ferrari olum işte asadasdfa" hacıtyler.
bana bu zamana kadar bu kaçış bir zarar vermedi. benim düşüncelerim bunlar ya.
seninki de doğru olabilir. zaten sana uygun olanı yaptığın için sorun yok.
benim hayatımda böyle insanlar yok. çünkü hayatımda girebilecekler alanlar da oluşmuyor.
yani zorunlu girdiyse yapacak bir şey yok ki. böyle de düşünmüyorum: "üstüme çekeyim yada yem atayım da bakalım ne yapıcak sonra sindireyim" gibi. zaten aynı evde yaşamıyorum. olduğum ortamda da istediklerimi yapıyorum.
yanılsama içinde belki sende olabilirsin. açık yazdım çünkü açık olması uygun bir mesaj.
sende yanılsama da olabilir misin? kafandaki fanteziyi bulaştırıyor musun buraya, iletişimine falan.
ben dişilerle konuşurken önceden fanteziyle hareket ederdim ve hayalperstliğim o an dişiye olan davranışımı belli ederdi.
eğer benim kafamdaki senaryoya uygun hareket ederse daha çok tatmin oluyordum ve o yolun getirdiği şekilden devam ediyordum. ne biliyim örnek olsun da bizzat uygulanması yada uygulanmaması gereken şeyler olmasın. bunları sen belirle.
bu arada benim önceden yaptığımı söylediğim şeyler diye bahsederken bunları "hım demek ki bırakmak lazım" diye algılama. öyle yazıyorum.
yanılsama anlamı: "İllüzyon ya da yanılsama, duyu yanılsaması ve yanılsama olarak bilinir. Gerçek bir nesnenin duyular üzerindeki izlenimlerinin yanlış değerlendirilmesidir. Bazı devletler için Büyü olarak nitelendirilir."
yani zorunlu girdiyse yapacak bir şey yok ki. böyle de düşünmüyorum: "üstüme çekeyim yada yem atayım da bakalım ne yapıcak sonra sindireyim" gibi. zaten aynı evde yaşamıyorum. olduğum ortamda da istediklerimi yapıyorum.
yanılsama içinde belki sende olabilirsin. açık yazdım çünkü açık olması uygun bir mesaj.
sende yanılsama da olabilir misin? kafandaki fanteziyi bulaştırıyor musun buraya, iletişimine falan.
ben dişilerle konuşurken önceden fanteziyle hareket ederdim ve hayalperstliğim o an dişiye olan davranışımı belli ederdi.
eğer benim kafamdaki senaryoya uygun hareket ederse daha çok tatmin oluyordum ve o yolun getirdiği şekilden devam ediyordum. ne biliyim örnek olsun da bizzat uygulanması yada uygulanmaması gereken şeyler olmasın. bunları sen belirle.
bu arada benim önceden yaptığımı söylediğim şeyler diye bahsederken bunları "hım demek ki bırakmak lazım" diye algılama. öyle yazıyorum.
yanılsama anlamı: "İllüzyon ya da yanılsama, duyu yanılsaması ve yanılsama olarak bilinir. Gerçek bir nesnenin duyular üzerindeki izlenimlerinin yanlış değerlendirilmesidir. Bazı devletler için Büyü olarak nitelendirilir."
ben dışarda gördüğüm kadarıyla dışarda yanında dişi olan çoğu erkek özgüvenli ve emin his ediyor.
yada üç kitap okuyup dünyayı çözdüğünü sanan insanlarda var.
bir bulmaca çözdüğünde tüm zor bulmacaları da çözdüğünü düşünenler.
fakat bunların hiç biri kendilerine gerçekçi yaklaşıp "ya arkadaş ben böyle his ediyorum da bu bir yanılsama neredeyse, altı üstü bir şey yaptık geçtik" demiyor.
bir söz vardı: "insanları yanılsamalarından çıkarırsanız size ya teşekkür edecek yada kötülük kusacak"
anladığım kadarıyla burada da bu yanılsamalar var haksız bir şekilde.
haklı olduğun yanılsamalar da takıl tabii de sana uygun olmayan bir şeyi yapmamalıyız bence.
yada üç kitap okuyup dünyayı çözdüğünü sanan insanlarda var.
bir bulmaca çözdüğünde tüm zor bulmacaları da çözdüğünü düşünenler.
fakat bunların hiç biri kendilerine gerçekçi yaklaşıp "ya arkadaş ben böyle his ediyorum da bu bir yanılsama neredeyse, altı üstü bir şey yaptık geçtik" demiyor.
bir söz vardı: "insanları yanılsamalarından çıkarırsanız size ya teşekkür edecek yada kötülük kusacak"
anladığım kadarıyla burada da bu yanılsamalar var haksız bir şekilde.
haklı olduğun yanılsamalar da takıl tabii de sana uygun olmayan bir şeyi yapmamalıyız bence.
neden bir insanın zihnine "çelişki, endişe, kaçış" yükleyeceksin ki? bilmeden yaptığım oluyordur.
sonuçta alfa dediğin kişi de oturup bunları incelemeseydi yazmazdı ve umursamazdı bence.
ha bilmek ayrı bir şey tabii. insanların zihinlerine çok farklı şeyler yansıtabiliyorsun.
"dişilerin birinde y, diğerinde x diye yansır yaptıklarınız bla bla..."
insanların siz hakkında ki görüşleri kendi zihinleriyle alakalıdır.
bugün goethe'nin bir sözüne denk geldim şöyleydi: "Kimi iyi bir dost olduğumu söyler, kimi ise soğuk ve mesafelidir der. Aslında beni anlatırken, hak ettiği resmi çizer."
tamamen doğru mu? olabilitesi yüksek. çünkü hak etme meselesi bir kişinin diğerini kendi manzarasından değerlendirmesi olduğu için manzarası temiz olan daha iyi bir görüntüye tanık olacaktır sanki.
misalen olgun bir adam için olgunlaşmamış birinin yaptıkları tahammül edilebilir ve şans verilebilir olarak algılanırken, olgunlaşmamış iki insan bir aradayken bu iş tamamen sabırsızlık, tahammülsüzlüğe çıkar. empati yoktur.
bu arada tanrı boşuna demiyor ya elçiye yüz çevirip onları bırakma, böbürlenme diye.
bu arada harun d pdf'sini kendin bulabilir misin rica etsem? vardır internette.
sonuçta alfa dediğin kişi de oturup bunları incelemeseydi yazmazdı ve umursamazdı bence.
ha bilmek ayrı bir şey tabii. insanların zihinlerine çok farklı şeyler yansıtabiliyorsun.
"dişilerin birinde y, diğerinde x diye yansır yaptıklarınız bla bla..."
insanların siz hakkında ki görüşleri kendi zihinleriyle alakalıdır.
bugün goethe'nin bir sözüne denk geldim şöyleydi: "Kimi iyi bir dost olduğumu söyler, kimi ise soğuk ve mesafelidir der. Aslında beni anlatırken, hak ettiği resmi çizer."
tamamen doğru mu? olabilitesi yüksek. çünkü hak etme meselesi bir kişinin diğerini kendi manzarasından değerlendirmesi olduğu için manzarası temiz olan daha iyi bir görüntüye tanık olacaktır sanki.
misalen olgun bir adam için olgunlaşmamış birinin yaptıkları tahammül edilebilir ve şans verilebilir olarak algılanırken, olgunlaşmamış iki insan bir aradayken bu iş tamamen sabırsızlık, tahammülsüzlüğe çıkar. empati yoktur.
bu arada tanrı boşuna demiyor ya elçiye yüz çevirip onları bırakma, böbürlenme diye.
bu arada harun d pdf'sini kendin bulabilir misin rica etsem? vardır internette.
Buldum.
Sıkıntı yok.
Sıkıntı yok.
valla diyalog paylaşarak bir şey olmuyor maalesef.
he diyorsan ki "benim repliğe ihtiyacım var kızlarla konuşurken" orası ayrı tabii.
e ama bu diyalog işi de zaten tcma istedi zamanında görev için ondan olmuştu sanırım.
şuan da böyle bir şeye gerek yok mantıken.
ya yesir bak bir kitapta kendini tamamlama modülünden bahsediyor yazar ve diyor ki: "insan önce maddi gelişimini tamamlayacak. barınması falan hallolucak. sonra hayatında kaygılar kalmayınca, maneviyatına yönelip kendisini tamamlamak için emek vericek" falan.
şimdi madem kaygıların var çünkü iyi his etmiyorsun, bu arada kaygı kelimesinin etimolojik anlamı "katlanmak, tıkanmak" falan demek. bu yüzden kaygılarını nasıl yok edebilirsin ona bak.
bu saydığın yorucu şeyler nasıl daha az yorucu hale getirilir?
bence verdiğin önemi ve dikkati azalt.
bir çocukla konuştuğunda çocuğun söylediği bazı şeylere katlanmak zorunda kalırsın.
"ben bir şey söylicem ama" der. yada "bir şey sorabilir miyim" der sürekli.
sende onun buna verdiği önemi azaltmak için onu rahatlatmak adına göz seviyesine inersin, daha ılıman yaklaşır ve umursamaz olursun bazı tepkilere değil mi?
heh işte al bunu uygun hale getir kendine.
beynin binlerce yıllık uygun hale getirmenin bir karşılığı olarak duruyor sende bence yaparsın.
benimde hayatım yerinde ve ne istediğimi biliyor muyum? bilmiyorum.
kardeşliği gerçekten istediğimi düşünmüyorum. bu kötü bir şey değil bu arada.
gelecekte kendimi görmek istediğim kişiye neden dönüşeceğim sorusuna cevap veremeyişim ile alakalı bu durum.
ha bu arada bu sorun benim için yeni bir şey.
geçen sene falan böyle bir şey yoktu.
sadece "lan o kadar şey yaptık neden olmuyor artık kardeşlik" sorusu vardı o da değişti işte.
bir sonra ki sene de yeni bir soru doğar umarım ki önce ki senenin sorusu cevaplanmış olsun.
bunun şununla da alakası var: beyin yaşayabileceği her form'da kalmak ister.
bende o durumdayım işte. "lan zaten yeteri kadar şey biliyorum. para da var. ee niye ilerleyim ki" diyorum.
bu sırada sanırsam sağlıklı tanımım da değişmiş oluyor.
e çünkü şuan da sağlıklı olduğunu düşünen bir zihin var orta da.
bak kimseye salça olmuyorum, dedikodu yapmıyorum falan yasak şeyleri anla sen:
demek ki kötü biri değilim. fakat daha fazlası için "kötü biri olmamam gerekiyor" güdüsü bitti bende.
yeni bir güdü arıyorum galiba. geçiş dönemi olabilir.
he diyorsan ki "benim repliğe ihtiyacım var kızlarla konuşurken" orası ayrı tabii.
e ama bu diyalog işi de zaten tcma istedi zamanında görev için ondan olmuştu sanırım.
şuan da böyle bir şeye gerek yok mantıken.
ya yesir bak bir kitapta kendini tamamlama modülünden bahsediyor yazar ve diyor ki: "insan önce maddi gelişimini tamamlayacak. barınması falan hallolucak. sonra hayatında kaygılar kalmayınca, maneviyatına yönelip kendisini tamamlamak için emek vericek" falan.
şimdi madem kaygıların var çünkü iyi his etmiyorsun, bu arada kaygı kelimesinin etimolojik anlamı "katlanmak, tıkanmak" falan demek. bu yüzden kaygılarını nasıl yok edebilirsin ona bak.
bu saydığın yorucu şeyler nasıl daha az yorucu hale getirilir?
bence verdiğin önemi ve dikkati azalt.
bir çocukla konuştuğunda çocuğun söylediği bazı şeylere katlanmak zorunda kalırsın.
"ben bir şey söylicem ama" der. yada "bir şey sorabilir miyim" der sürekli.
sende onun buna verdiği önemi azaltmak için onu rahatlatmak adına göz seviyesine inersin, daha ılıman yaklaşır ve umursamaz olursun bazı tepkilere değil mi?
heh işte al bunu uygun hale getir kendine.
beynin binlerce yıllık uygun hale getirmenin bir karşılığı olarak duruyor sende bence yaparsın.
benimde hayatım yerinde ve ne istediğimi biliyor muyum? bilmiyorum.
kardeşliği gerçekten istediğimi düşünmüyorum. bu kötü bir şey değil bu arada.
gelecekte kendimi görmek istediğim kişiye neden dönüşeceğim sorusuna cevap veremeyişim ile alakalı bu durum.
ha bu arada bu sorun benim için yeni bir şey.
geçen sene falan böyle bir şey yoktu.
sadece "lan o kadar şey yaptık neden olmuyor artık kardeşlik" sorusu vardı o da değişti işte.
bir sonra ki sene de yeni bir soru doğar umarım ki önce ki senenin sorusu cevaplanmış olsun.
bunun şununla da alakası var: beyin yaşayabileceği her form'da kalmak ister.
bende o durumdayım işte. "lan zaten yeteri kadar şey biliyorum. para da var. ee niye ilerleyim ki" diyorum.
bu sırada sanırsam sağlıklı tanımım da değişmiş oluyor.
e çünkü şuan da sağlıklı olduğunu düşünen bir zihin var orta da.
bak kimseye salça olmuyorum, dedikodu yapmıyorum falan yasak şeyleri anla sen:
demek ki kötü biri değilim. fakat daha fazlası için "kötü biri olmamam gerekiyor" güdüsü bitti bende.
yeni bir güdü arıyorum galiba. geçiş dönemi olabilir.
ye bende bundan bahsediyorum. niye saha görevi yapıyoruz?
zorunda mıyız hayır. ben yaptım bu arada. gittim konuştum her zaman ki gibi.
üç beş instagram aldım. bir kaç buluşma falan.
süre sınırını neden koymadın? çünkü sende farkındaydın bence yapamayacağının.
eğlence için betaomegamsı konuşma ne demek?
kendini topluma ait his etmediğin için kardeşlik için mi doğdun yani? bence yeterli değil.
hacıtyler'da oraya giriş-gelişme-sonuç üçgeninden bir söz yazmıştır. olabilir.
aklında ama ne yapıyorsun? hedefin ne?
kardeşliğe nasıl girmeyi planlıyorsun?
zorunda mıyız hayır. ben yaptım bu arada. gittim konuştum her zaman ki gibi.
üç beş instagram aldım. bir kaç buluşma falan.
süre sınırını neden koymadın? çünkü sende farkındaydın bence yapamayacağının.
eğlence için betaomegamsı konuşma ne demek?
kendini topluma ait his etmediğin için kardeşlik için mi doğdun yani? bence yeterli değil.
hacıtyler'da oraya giriş-gelişme-sonuç üçgeninden bir söz yazmıştır. olabilir.
aklında ama ne yapıyorsun? hedefin ne?
kardeşliğe nasıl girmeyi planlıyorsun?
e hadi bakalım. ilk saha görevi stratejisi nedir?
amacımız ne konuşurken?
milyoner gibi mi davranalım, red edilmek için mi uğraşalım ne biliyim yani. kaç dakika konuşalım en fazla?
bu raporu göndermek için vakit sınırlamamız var mıdır?
amacımız ne konuşurken?
milyoner gibi mi davranalım, red edilmek için mi uğraşalım ne biliyim yani. kaç dakika konuşalım en fazla?
bu raporu göndermek için vakit sınırlamamız var mıdır?
olabilir ya bilmiyorum. sadece düşünmekle kalır yazacaklarım. Doğru olabilen yanları da var tabii. İnsan zihninin ne durumda olduğu hayatına etki edebilen bir mesele olduğu için, e bu zihnin sahibinin bilinçatlında yada bilinçli olarak arzuladığı ve "görsel" olarak hayal kurup buna İnandığı zaman tabi bir çekim olabiliyordur. Mantıklı.
"Yazar ”id”e ego diyor yazılarında, tahmin ediyorum konu dağılmasın diye topluma toplumun diliyle hitap etti."
bu editör notundan aldığım bir bölüm.
hayatta okuduğumuz eski, mistik şeyleri böyle de değerlendirebiliriz bence. hatta bizzat teşvik edeyim kuran diyerek.
"Her şeyin böyle yerli yerine oturacak şekilde programlanması da bana kalırsa Tanrı'nın varlığının ispatı oluyor."
dikkat etmemişim ya buna da.
"TCMA pınarı fışkırttıktan sonra (altında piçlik aramayın), o su illa ki yönünü buluyor ve yerine oturuyor; çok büyük dağlar aşmak zorunda olsa veya yolculuk uzun sürse bile."
"Senin alfanın tahrik ettiği kadın, fiziksel-duygusal yönden tam da senin istediğin türden bir kadın oluyor.
Bu şaşmıyor beyler." bak ben bunu anlamadım. ya anlaşılmayacak bir şey yok elbette fakat bunu yaşadığımdan emin değilim ondan dolayı anlamadım diyorum. zaten "anlamak" kelimesinin etimolojisinde "hatırlamak ve idrak etmek" var. hatırlayamıyorum ve idrak etmemi de engelliyor bu durum
bu editör notundan aldığım bir bölüm.
hayatta okuduğumuz eski, mistik şeyleri böyle de değerlendirebiliriz bence. hatta bizzat teşvik edeyim kuran diyerek.
"Her şeyin böyle yerli yerine oturacak şekilde programlanması da bana kalırsa Tanrı'nın varlığının ispatı oluyor."
dikkat etmemişim ya buna da.
"TCMA pınarı fışkırttıktan sonra (altında piçlik aramayın), o su illa ki yönünü buluyor ve yerine oturuyor; çok büyük dağlar aşmak zorunda olsa veya yolculuk uzun sürse bile."
"Senin alfanın tahrik ettiği kadın, fiziksel-duygusal yönden tam da senin istediğin türden bir kadın oluyor.
Bu şaşmıyor beyler." bak ben bunu anlamadım. ya anlaşılmayacak bir şey yok elbette fakat bunu yaşadığımdan emin değilim ondan dolayı anlamadım diyorum. zaten "anlamak" kelimesinin etimolojisinde "hatırlamak ve idrak etmek" var. hatırlayamıyorum ve idrak etmemi de engelliyor bu durum
ya aksiyon alalım tamam aynen ama burda haklısın bence.
niye alacaz? ben niye kitap okuyup, araştırma yapacağım?
bence gördüğüm ve anladığım kadarıyla merak önemli bir unsur.
yani bir şeyi merak ediyorsun ve o işte bir bilen olmak için merakını gideriyorsun falan.
e işte bende bu tarz bir merak var mıdır bilmiyorum.
ama dünyadaki yüzde 99'luk bilgiyi bilmediğimiz, e sözde görüşmek istediğiiz insanlarla da görüşemediğimiz için
bu merakı ateşleyebilir belki.
eğer yapabiliyorsan öyle yap tabii. ama en azından doğru konular üzerinde piş.
sinan cananın videolarından bir tane attım sana, ilgini çekmedi herhalde?
çünkü devamını arayabilirdin. iyi videoları var bu konuyla alakalı.
ben izledim kendime çok yakın buldum. çünkü anlattığı şeyler baya benimle, kültürümle çok uyumluydu.
duygusal bir varlığız biz. gün içindeki ruh halimizi bile havanın güneşli olması etkileyebiliyor.
hatta bir araştırmada havanın yağmurlu olduğu, bulutlu falan olduğu günlerde insanlar daha içe kapanık, depresif olmaya falan meyilliymiş diye hatırlıyorum.
yani bilinçaltı da önemli faktör işte. sen kimsin, düşüncelerin falan bunları felsefe yoluyla çok daha hızlı çözebiliriz.
bir sürü adam gelmiş abi her biri bir şey bulmuş bir söz bırakmış arkalarında.
sokrates misalen bana kendimi, öğretiyi ve ustayı hatırlatır.
newton, nikola tesla bunlar da öyleler. mozart bile hatırlatır yani.
mozart da baya sabretmiş içindeki alfayı yada kendi istediklerini çıkarmak için.
mozart para düşkünü babası için yıllarca istemediği şekilde işler yapmış.
bir bak yani alive.
niye alacaz? ben niye kitap okuyup, araştırma yapacağım?
bence gördüğüm ve anladığım kadarıyla merak önemli bir unsur.
yani bir şeyi merak ediyorsun ve o işte bir bilen olmak için merakını gideriyorsun falan.
e işte bende bu tarz bir merak var mıdır bilmiyorum.
ama dünyadaki yüzde 99'luk bilgiyi bilmediğimiz, e sözde görüşmek istediğiiz insanlarla da görüşemediğimiz için
bu merakı ateşleyebilir belki.
eğer yapabiliyorsan öyle yap tabii. ama en azından doğru konular üzerinde piş.
sinan cananın videolarından bir tane attım sana, ilgini çekmedi herhalde?
çünkü devamını arayabilirdin. iyi videoları var bu konuyla alakalı.
ben izledim kendime çok yakın buldum. çünkü anlattığı şeyler baya benimle, kültürümle çok uyumluydu.
duygusal bir varlığız biz. gün içindeki ruh halimizi bile havanın güneşli olması etkileyebiliyor.
hatta bir araştırmada havanın yağmurlu olduğu, bulutlu falan olduğu günlerde insanlar daha içe kapanık, depresif olmaya falan meyilliymiş diye hatırlıyorum.
yani bilinçaltı da önemli faktör işte. sen kimsin, düşüncelerin falan bunları felsefe yoluyla çok daha hızlı çözebiliriz.
bir sürü adam gelmiş abi her biri bir şey bulmuş bir söz bırakmış arkalarında.
sokrates misalen bana kendimi, öğretiyi ve ustayı hatırlatır.
newton, nikola tesla bunlar da öyleler. mozart bile hatırlatır yani.
mozart da baya sabretmiş içindeki alfayı yada kendi istediklerini çıkarmak için.
mozart para düşkünü babası için yıllarca istemediği şekilde işler yapmış.
bir bak yani alive.
Burada bir şeyleri açıkladığını, yazdığını iddia eden sensin. Yani benim böyle bir gayem yok.
Yada birileri uygun olduğunda yaparım da demiyorum. E bak buraya da bir şeyler yazmayın diyen de benim zaten. senin okuma ve yorumlamanı geliştirmen lazım.
birine bir şey öğretirken de kişinin zorlanması gerekir. Bu doğru. Ama bu zorluk da, olayın kendisiyle bütün olmalı.
Yani "hakikat bu orospu çocuğu kabul et" dersen kişi ya abi niye sövüp duruyorsun bire biriz şurada dediğinde "e! e! Ona mî takıldın ya senden bir şey olmaz" diyemezsin.
Ayrıca problemin basit olması da, problemi çözen kişiyi etkilemiyor çok fazla.
Asıl önemli olan kişinin ne olduğu, yöntemlerini nasıl kullandığı falan.
Yoksa şuan basit dediğin şeyleri de sana başkası öğretti ki, onun yazım diliyle benzer bir dil kullanıyorsun. Yani ustan da tekrarlamadı yani bire bir kimseye basit mevzuları bile.
Büyük olgu falan yok burada fantezi boy, gören varsa yazsın ya bi zahmet.
E bence kuş bakışı görebiliyorsan, göremeyenlere takılman lazım yani büyük olgu falan var diye onlara anlatırsın.
Evet bir sebep zinciri, işleyiş mevcut her yerde.
Ama ben my7'nin bir gün "ne inanılmaz sebepler var, sisteme bakın" dediğini okumadım.
O genellikle bu sistemin nasıl kullanılacağını falan anlattı. Belki şimdi ki my7 ise diyebilir ama ikimizde bunu bilmiyoruz.
Mantıken der tabii de ne için der bunu?
Onu da söylemek istemiyorum.
Ben buradan eğlence çıkaran birine bir şey diyemem tabii, herkesin seçimi kendine.
Yani 8 milyar insanla beraberim ve bazıları ineğe tapıyor. Bazıları ise bilmediği bir tanrıya, oğlu olan tanrıya falan da tapıyor.
E iyi eğlenceler sana o zaman.
Sürekli tekrarlaman maalesef de kimsenin sikinde olmadığını anlatmana yetmedi, ustanda bu durumu yaptığı için yapıyor ve enerji kazanıyorsan, kolay gelsin ama ustan bunu niye yaptı? Bence üç kişilik bir mecraya beta dedikten sonra gelip sikimde değilsiniz len, egleniom falan yazmazdı günlerce. Ya yazabilirdi de evet ama adı üstünde usta yani o. Sana hayatı verebilecek bilgilere ulaşmış bir adam. e sen kimsin o zaman?
Profilinden ulaştığım mesaj sayısı 10'u geçmiyor. Klişe şeyler dışında tek bir yazın yok.
Bak sen istersen ürünlerin olduğu hesabı falan at, okuyalım orayı ve diyelim ki: "he bu adam sağlam ve güvenilir". şuan ise fantezi peşinde, romantik biri olarak duruyorsun. Yoksa bende birinin kendiyle böyle çelişik görünmesini istemem yani.
Yada birileri uygun olduğunda yaparım da demiyorum. E bak buraya da bir şeyler yazmayın diyen de benim zaten. senin okuma ve yorumlamanı geliştirmen lazım.
birine bir şey öğretirken de kişinin zorlanması gerekir. Bu doğru. Ama bu zorluk da, olayın kendisiyle bütün olmalı.
Yani "hakikat bu orospu çocuğu kabul et" dersen kişi ya abi niye sövüp duruyorsun bire biriz şurada dediğinde "e! e! Ona mî takıldın ya senden bir şey olmaz" diyemezsin.
Ayrıca problemin basit olması da, problemi çözen kişiyi etkilemiyor çok fazla.
Asıl önemli olan kişinin ne olduğu, yöntemlerini nasıl kullandığı falan.
Yoksa şuan basit dediğin şeyleri de sana başkası öğretti ki, onun yazım diliyle benzer bir dil kullanıyorsun. Yani ustan da tekrarlamadı yani bire bir kimseye basit mevzuları bile.
Büyük olgu falan yok burada fantezi boy, gören varsa yazsın ya bi zahmet.
E bence kuş bakışı görebiliyorsan, göremeyenlere takılman lazım yani büyük olgu falan var diye onlara anlatırsın.
Evet bir sebep zinciri, işleyiş mevcut her yerde.
Ama ben my7'nin bir gün "ne inanılmaz sebepler var, sisteme bakın" dediğini okumadım.
O genellikle bu sistemin nasıl kullanılacağını falan anlattı. Belki şimdi ki my7 ise diyebilir ama ikimizde bunu bilmiyoruz.
Mantıken der tabii de ne için der bunu?
Onu da söylemek istemiyorum.
Ben buradan eğlence çıkaran birine bir şey diyemem tabii, herkesin seçimi kendine.
Yani 8 milyar insanla beraberim ve bazıları ineğe tapıyor. Bazıları ise bilmediği bir tanrıya, oğlu olan tanrıya falan da tapıyor.
E iyi eğlenceler sana o zaman.
Sürekli tekrarlaman maalesef de kimsenin sikinde olmadığını anlatmana yetmedi, ustanda bu durumu yaptığı için yapıyor ve enerji kazanıyorsan, kolay gelsin ama ustan bunu niye yaptı? Bence üç kişilik bir mecraya beta dedikten sonra gelip sikimde değilsiniz len, egleniom falan yazmazdı günlerce. Ya yazabilirdi de evet ama adı üstünde usta yani o. Sana hayatı verebilecek bilgilere ulaşmış bir adam. e sen kimsin o zaman?
Profilinden ulaştığım mesaj sayısı 10'u geçmiyor. Klişe şeyler dışında tek bir yazın yok.
Bak sen istersen ürünlerin olduğu hesabı falan at, okuyalım orayı ve diyelim ki: "he bu adam sağlam ve güvenilir". şuan ise fantezi peşinde, romantik biri olarak duruyorsun. Yoksa bende birinin kendiyle böyle çelişik görünmesini istemem yani.
"göt sen beni kendi sitemden 2 ay banladın şimdi gelin aşalım bunları falan diyorsun?"
niye banlamıştım? bu daha açıklayıcı bir soru. he aşalım falan demiyorum ya ben.
"sadece taşak geçmeye geldim banlayın vaktimi de buraya israf etmeyeyim,ama eğlenceli şuan dahi..."
ya daha kendi vaktini nereye harcayacağını bana bırakan biriyle ne aşabilirim ki ben?
bak sürekli eğleniyorum yeah men falan diye belirtmene gerek yok.
sana soran yok niye geldiğini. bir insan niye sürekli yaptığı şeyi açıklar?
amaçsız şeyler yapma bari sen. sürekli aynı yolu deniyorsun ama bak sonuç falan yok.
2 ay sonra attığın ilk mesaj, "beyler bana kalırsa güvenin bana derim" olan biri için de
pek tutarlı değil bu söylediğin: "buraya taşak geçmeye geliyorum sizinle, yani ciddi amaçlarım yok. siktirip gideceğim ama gidemiyorum işte engelleyin". gibi cümleler.
bak sen ne istediğini falan bilmiyorsun bence.
yani ciddi bir şey yapmak istiyorsun belli yani ama buradaki koşullar uygun değil diye bir şey tekrarlayıp,
beş ay önce yazdığın şeyleri yazıyorsun.
ya abi niye sürekli aynı şeyleri okuyorum senden?
bana hitap edeceğin numaraların varsa gösterine katılırım.
destek olayım diyorum çünkü öyle istiyorum ama sürekli beta diyen ve insanlarla iletişim kurarken
bunu zorlaştıran ve doğal olarak yanlış anlayan biri çıkıyor karşıma.
e bu iki insanı da etkileyemedin bak. ikisiyle de bozuksun.
e seni önceden tanıyan lorthe vardı onunla da bozuldun.
ya ustan için bu durum kolaydır. e sen usta değilsin ki.
yani herkes hatalı koy verelim diyebilecek lükse sahip değiliz.
zaten insan dediğin varlık da lükse sahip olmasına gerek olmayan ama gerek varmış gibi fantezilere giren varlık.
madem göbeğindeyiz e hadi sistemin yuvasına gidelim?
akıldır yani büyük ihtimalle dimi. ama yazdığın akıl yansıtan şeyler bile 1 sezonun özeti gibi aynı.
e sana ciddi yaklaşıyorum ben ama sen yine gevşekçe davranmaya, mahalle çocukları gibi "göt, ananı sikem, şunu yapın da şunu yapam size, siz zaten bölesiniz oğlum" falan diyorsun.
demişimki: "beynim artık bu bilgileri tekrarlamaktan dolayı son dönemde içselleştirdiğim için düşünmüyorum bile dediğin şeyleri ve silinmiş" cevap olarak bana yine birinci sezondan replik veriyorsun.
"irşey elde etmek basit bir kararla ve basit uygulamalarla olmuyor içinde bulunduğun sistemde.
hakettiğini herkes kendine gösterecek ve yol onun önüne serilecek." ben bunu zaten yapmışım bak.
her doğruyu her -madem sezon, bölüm dedik devam edelim bari- sezon seyircinin önüne sunamazsın.
flash izleyenler bilir misalen. her sezon aynı şey mi olur ya?
sezon boyunca flash'ın hızına bile yetişemediği adamlar çok kolay bir şekilde öldürülüyor.
future flash silahla öldü o kadar yani.
yada türk dizileri misalen. hep aynı tekrar.
bak madem olay artık hayatın içinde yardırmak ve burada bilgi paylaşmak değilse, e git öyle yap.
bilenen şeyleri tekrarlatıp "ya yine mi aynı" dedirtip, sayfadan çıkış yaptırtma. böyle heycanı da olmuyor.
güven falan duymaya gerek yok. sadakat ise güvenden sonra gelir.
yani ayrıca dünyada futbol takımlarına, siyasi partilere ne olursa olsun sadakat duyuluyor, güven besleniyor iken,
benimle sadece ortak yanı öğreti okumuş birine koşulsuz güven duyacak değilim.
he denedim ama ben aylar önce çünkü bu hoşuma gitmişti.
sonra fikrim değişti yani.
sen bu kadar rahat olma bence. rahat kelimesinin anlamı da "soluk alma, nefeslenmek" falan demek.
hayatta ki problemler ise hak edene hak ettiğini verememekten falan kaynaklı olmayabiliyor.
genellikle olan şeyler de yüzde yüz oranını yakalayamaz.
yani misalen küfürlü konuşan ve beni yanlış anlayan birine çok aşağılayıcı da davranabilirim.
yada çok daha sinirli ve alıngan davranarak olayı çıkmaza da sürükleyebilirim.
bunların ikisinde de bana problem yaratan bir şey yok.
he amacım bir şey öğretmekse ikisi de problemli olabilir.
yanı alınmadığın şeylere, siklemediğin ve taşşak geçtiğin insanlara da bu kadar tepki vermezsin be.
niye banlamıştım? bu daha açıklayıcı bir soru. he aşalım falan demiyorum ya ben.
"sadece taşak geçmeye geldim banlayın vaktimi de buraya israf etmeyeyim,ama eğlenceli şuan dahi..."
ya daha kendi vaktini nereye harcayacağını bana bırakan biriyle ne aşabilirim ki ben?
bak sürekli eğleniyorum yeah men falan diye belirtmene gerek yok.
sana soran yok niye geldiğini. bir insan niye sürekli yaptığı şeyi açıklar?
amaçsız şeyler yapma bari sen. sürekli aynı yolu deniyorsun ama bak sonuç falan yok.
2 ay sonra attığın ilk mesaj, "beyler bana kalırsa güvenin bana derim" olan biri için de
pek tutarlı değil bu söylediğin: "buraya taşak geçmeye geliyorum sizinle, yani ciddi amaçlarım yok. siktirip gideceğim ama gidemiyorum işte engelleyin". gibi cümleler.
bak sen ne istediğini falan bilmiyorsun bence.
yani ciddi bir şey yapmak istiyorsun belli yani ama buradaki koşullar uygun değil diye bir şey tekrarlayıp,
beş ay önce yazdığın şeyleri yazıyorsun.
ya abi niye sürekli aynı şeyleri okuyorum senden?
bana hitap edeceğin numaraların varsa gösterine katılırım.
destek olayım diyorum çünkü öyle istiyorum ama sürekli beta diyen ve insanlarla iletişim kurarken
bunu zorlaştıran ve doğal olarak yanlış anlayan biri çıkıyor karşıma.
e bu iki insanı da etkileyemedin bak. ikisiyle de bozuksun.
e seni önceden tanıyan lorthe vardı onunla da bozuldun.
ya ustan için bu durum kolaydır. e sen usta değilsin ki.
yani herkes hatalı koy verelim diyebilecek lükse sahip değiliz.
zaten insan dediğin varlık da lükse sahip olmasına gerek olmayan ama gerek varmış gibi fantezilere giren varlık.
madem göbeğindeyiz e hadi sistemin yuvasına gidelim?
akıldır yani büyük ihtimalle dimi. ama yazdığın akıl yansıtan şeyler bile 1 sezonun özeti gibi aynı.
e sana ciddi yaklaşıyorum ben ama sen yine gevşekçe davranmaya, mahalle çocukları gibi "göt, ananı sikem, şunu yapın da şunu yapam size, siz zaten bölesiniz oğlum" falan diyorsun.
demişimki: "beynim artık bu bilgileri tekrarlamaktan dolayı son dönemde içselleştirdiğim için düşünmüyorum bile dediğin şeyleri ve silinmiş" cevap olarak bana yine birinci sezondan replik veriyorsun.
"irşey elde etmek basit bir kararla ve basit uygulamalarla olmuyor içinde bulunduğun sistemde.
hakettiğini herkes kendine gösterecek ve yol onun önüne serilecek." ben bunu zaten yapmışım bak.
her doğruyu her -madem sezon, bölüm dedik devam edelim bari- sezon seyircinin önüne sunamazsın.
flash izleyenler bilir misalen. her sezon aynı şey mi olur ya?
sezon boyunca flash'ın hızına bile yetişemediği adamlar çok kolay bir şekilde öldürülüyor.
future flash silahla öldü o kadar yani.
yada türk dizileri misalen. hep aynı tekrar.
bak madem olay artık hayatın içinde yardırmak ve burada bilgi paylaşmak değilse, e git öyle yap.
bilenen şeyleri tekrarlatıp "ya yine mi aynı" dedirtip, sayfadan çıkış yaptırtma. böyle heycanı da olmuyor.
güven falan duymaya gerek yok. sadakat ise güvenden sonra gelir.
yani ayrıca dünyada futbol takımlarına, siyasi partilere ne olursa olsun sadakat duyuluyor, güven besleniyor iken,
benimle sadece ortak yanı öğreti okumuş birine koşulsuz güven duyacak değilim.
he denedim ama ben aylar önce çünkü bu hoşuma gitmişti.
sonra fikrim değişti yani.
sen bu kadar rahat olma bence. rahat kelimesinin anlamı da "soluk alma, nefeslenmek" falan demek.
hayatta ki problemler ise hak edene hak ettiğini verememekten falan kaynaklı olmayabiliyor.
genellikle olan şeyler de yüzde yüz oranını yakalayamaz.
yani misalen küfürlü konuşan ve beni yanlış anlayan birine çok aşağılayıcı da davranabilirim.
yada çok daha sinirli ve alıngan davranarak olayı çıkmaza da sürükleyebilirim.
bunların ikisinde de bana problem yaratan bir şey yok.
he amacım bir şey öğretmekse ikisi de problemli olabilir.
yanı alınmadığın şeylere, siklemediğin ve taşşak geçtiğin insanlara da bu kadar tepki vermezsin be.
şimdi şu da var: eğer mahalle kekosuna bir beyefendi edasıyla konuşursan "amunagodum tophu ensesine vurur ekmeğini alırım" diye düşünür.
şimdi siyasiler, tedx konuşmacıları falan konuşma hazırlarken doğal olarak hitap ettiği kitleye de bakar.
bu kitlenin kullandığı kelimeleri, beden dilini falan kullanırlar.
şimdi hayatta da belli kalıplar dahilinde beden dilleri, kelime kullanımları mevcut.
e misalen özgüvenli, ve tam tersi durumda olan birininde beden dili, kelimeleri kullanış şekli falan ele veriyorsa bu durumu, aynı durum burda da var işte.
yani sen bir şeyler yazıyorsun ve karşı tarafa bir karakter yansıyor.
bu karakterlerin yanlış çıkma olasılığı yüksek olabilir.
ama bir karakter yansıması söz konusu evet.
yani sen kendini sorguya çektiğin, yada kendini gözlemlediğinde "e bende bunlar yok ki hehehe" diyip, karşı tarafın bu önyargıdan dolayı suçlu olduğunu çeşitli iletişim kanallarıyla ifade ederken şunu da bilmen gerekiyor:
yani senin gördüğün gibi olmayabiliyor. evet siz biraz da bu gördüğü gibi olan insanlar tarafından yetiştirildiniz bende dahil.
ama yine de hata payı var.
e sen kendine "bende yok bu" dediğin zaman, yansıman öyle söylemiyor ama.
yansımanı oluşturan sensin dikkat et bu yüzden.
tamam yansımayı gören ve şekillendiren kişi sorunlu olabilir ama bak senin başına ilk defa gelmiyor ki bu durum.
yani başka biri içinde geçerli bu. e böyle olduğunda bu rahatsız verici oluyor benim için bile.
güven falan da şart değil ilk etap da. sen kimsin ki sana güveniyoruz?
önce bir şeyler paylaşırsın sonra güvenirsin birine.
ben my7'ye güvendim çünkü zaten en başından paylaşımı aldım.
e senin zaten böyle bir paylaşımın yok. yani güveniyor oluyor bitiyor gibi bir şey söz konusu değil.
önce bir paylaşım yapın bir zahmet. benim için değil yani.
eğer "güvenen olursa win win" diyen olursa diye söylüyorum ki kısa süre önce vardı bak şimdi zamanında güven duyduğunu söylediğin insanlara çirkince sözler sarf edecek hale gelebiliyorsun.
şimdi siyasiler, tedx konuşmacıları falan konuşma hazırlarken doğal olarak hitap ettiği kitleye de bakar.
bu kitlenin kullandığı kelimeleri, beden dilini falan kullanırlar.
şimdi hayatta da belli kalıplar dahilinde beden dilleri, kelime kullanımları mevcut.
e misalen özgüvenli, ve tam tersi durumda olan birininde beden dili, kelimeleri kullanış şekli falan ele veriyorsa bu durumu, aynı durum burda da var işte.
yani sen bir şeyler yazıyorsun ve karşı tarafa bir karakter yansıyor.
bu karakterlerin yanlış çıkma olasılığı yüksek olabilir.
ama bir karakter yansıması söz konusu evet.
yani sen kendini sorguya çektiğin, yada kendini gözlemlediğinde "e bende bunlar yok ki hehehe" diyip, karşı tarafın bu önyargıdan dolayı suçlu olduğunu çeşitli iletişim kanallarıyla ifade ederken şunu da bilmen gerekiyor:
yani senin gördüğün gibi olmayabiliyor. evet siz biraz da bu gördüğü gibi olan insanlar tarafından yetiştirildiniz bende dahil.
ama yine de hata payı var.
e sen kendine "bende yok bu" dediğin zaman, yansıman öyle söylemiyor ama.
yansımanı oluşturan sensin dikkat et bu yüzden.
tamam yansımayı gören ve şekillendiren kişi sorunlu olabilir ama bak senin başına ilk defa gelmiyor ki bu durum.
yani başka biri içinde geçerli bu. e böyle olduğunda bu rahatsız verici oluyor benim için bile.
güven falan da şart değil ilk etap da. sen kimsin ki sana güveniyoruz?
önce bir şeyler paylaşırsın sonra güvenirsin birine.
ben my7'ye güvendim çünkü zaten en başından paylaşımı aldım.
e senin zaten böyle bir paylaşımın yok. yani güveniyor oluyor bitiyor gibi bir şey söz konusu değil.
önce bir paylaşım yapın bir zahmet. benim için değil yani.
eğer "güvenen olursa win win" diyen olursa diye söylüyorum ki kısa süre önce vardı bak şimdi zamanında güven duyduğunu söylediğin insanlara çirkince sözler sarf edecek hale gelebiliyorsun.
ya oğlum "siklemiyoruz" demişssiniz ama baya küfür, öyle mi sandın yapram gibi şeyler dışında bir şey de yazmamışsınız.
şimdi şöyle düşünüyorum ben: küfür etmek, çarpıtmak yada eğlenmek adına hiç olmayacak laflar etmek benim işime yaramıyor maalesef... yani bana beta dedin, e bende sana dedim ee?
ya bu çok basit bir denklem. gelin çıkalım burdan. yani daha gerçekçi şeylerle ilgilenelim.
kendini bilen bir insana bir şey de desen, umursamaz yani.
bak eve geldin, evde yemek yok. ama yemek olmalıydı dimi?
e şimdi yemek olmadığı için yemek hazırlamayan, sorumsuzluk yapan kişiyle mi tartışıcaksın yada
"ya bak tamam unutmuşsun, bir şey olmuş yani illaki, e hadi gel şimdi çözüme odaklanalım" mı dersin?
yani çözüme odaklanalım ama sen şöylesin böylesin dersen o kişi uğraşmaz yani çözümle genellikle.
yada şöyle düşün:
biri bir hata yapıyor. başlıyor sebepleri sıralamaya. ya abi sebep sıralarsan doğal olarak bunlar bahane olarak anlaşılır.
yapacağın şey belli yani: "tamamdır şimdi hallediyorum" diyorsun.
"ve hayatın kanunlarına göre hakeden olmak için;hakedene hakettiği verilir."
bakar mısın cümlenin saçmalığına? "hak eden olmak için" dedikten sonra şunları yapman lazım gelmesi lazım ama gelmemiş. hak eden olmak için bla bla falan yaparsın.
ayrıca hak eden olmak için bir şey yaparsan bu zorlama olur.
ya sen içinden geleni yap, ama yine de ölçülü ve uyumlu yap sonra bakarsın neler olduğuna.
ayrıca binlerce kez tekrarlanmış, hatta beynimin "kullanılmayan bilgiler" diyerek sildiği şeyleri okuyarak da bir şey elde edemiyorum ben.
e artık "bazı adamlardan" olma vaktin gelmiş olması lazım senin. başka adamları örnek göstermen de örnek oluyor sadece.
kendinde gösteremiyorsun tamamen bu bahsettiğin şeyi.
şimdi şöyle düşünüyorum ben: küfür etmek, çarpıtmak yada eğlenmek adına hiç olmayacak laflar etmek benim işime yaramıyor maalesef... yani bana beta dedin, e bende sana dedim ee?
ya bu çok basit bir denklem. gelin çıkalım burdan. yani daha gerçekçi şeylerle ilgilenelim.
kendini bilen bir insana bir şey de desen, umursamaz yani.
bak eve geldin, evde yemek yok. ama yemek olmalıydı dimi?
e şimdi yemek olmadığı için yemek hazırlamayan, sorumsuzluk yapan kişiyle mi tartışıcaksın yada
"ya bak tamam unutmuşsun, bir şey olmuş yani illaki, e hadi gel şimdi çözüme odaklanalım" mı dersin?
yani çözüme odaklanalım ama sen şöylesin böylesin dersen o kişi uğraşmaz yani çözümle genellikle.
yada şöyle düşün:
biri bir hata yapıyor. başlıyor sebepleri sıralamaya. ya abi sebep sıralarsan doğal olarak bunlar bahane olarak anlaşılır.
yapacağın şey belli yani: "tamamdır şimdi hallediyorum" diyorsun.
"ve hayatın kanunlarına göre hakeden olmak için;hakedene hakettiği verilir."
bakar mısın cümlenin saçmalığına? "hak eden olmak için" dedikten sonra şunları yapman lazım gelmesi lazım ama gelmemiş. hak eden olmak için bla bla falan yaparsın.
ayrıca hak eden olmak için bir şey yaparsan bu zorlama olur.
ya sen içinden geleni yap, ama yine de ölçülü ve uyumlu yap sonra bakarsın neler olduğuna.
ayrıca binlerce kez tekrarlanmış, hatta beynimin "kullanılmayan bilgiler" diyerek sildiği şeyleri okuyarak da bir şey elde edemiyorum ben.
e artık "bazı adamlardan" olma vaktin gelmiş olması lazım senin. başka adamları örnek göstermen de örnek oluyor sadece.
kendinde gösteremiyorsun tamamen bu bahsettiğin şeyi.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?